23 Kasım 2018 Cuma

Alışveriş merkezleri hasta mı ediyor ?

Alışveriş Merkezleri Bizi Hasta mı Ediyor?

DoktorTakvimi.com uzmanlarından Doç. Dr. Ahmet Bülent Kargı, nezle, grip gibi solunum yolu hastalıklarının sıkça görüldüğü kış aylarında alışveriş merkezlerinde vakit geçirmenin bu hastalıklara yakalanma riskini artırıp artırmadığı konusunu irdeliyor.

Günümüzde şehir hayatının önemli bir parçası haline gelen alışveriş merkezleri, özellikle soğuk havalarda bolca vakit geçirdiğimiz mekanlar arasında yer alıyor. Ancak kış ayları aynı zamanda nezle, grip gibi solunum yolları hastalıklarının da zirve yaptığı aylardır. Kalabalık veya toplu halde bulunulan mekanlarda bu hastalıkların da bulaşma riski artıyor.DoktorTakvimi.com uzmanlarından Doç. Dr. Ahmet Bülent Kargı, bu dönemlerde alışveriş merkezlerinin (AVM) sağlık açısından güvenilirliğini, haftada birkaç gün 3-4 saatini geçiren müşterilerden belki daha önemlisi haftada 5-6 gün, 8-10 saat yaşamak zorunda olan AVM çalışanları daha fazla mı risk altında olduğu konusunu masaya yatırıyor.

“Binalarda insan sağlığını etkileyen parametreler başlıca hava, su, gürültü ve titreşim olarak sıralanabilir. Devasa, ışıltılı, binlerce insanın girip çıktığı bu yapılarda nasıl ki deprem, yangın, güvenlik senaryoları düşünülmüşse bulaşma ve salgın da hesap edilmiştir” diyen Doç. Dr. Ahmet Kargı, solunum yolu hastalıklarında sağlıklı havalandırmanın önemine dikkat çekiyor. Açık yani sokak şeklindeki AVM’lerde havalandırmayı rüzgarın yaptığını, soğuk-sıcak, yağmur-kar gibi olaylara direkt maruz kalındığını anlatan Kargı, buraların sağlık açısından normal sokaklardan bir farkı olmadığını hatırlatıyor.

Bulaşıcı hastalıklar için önem arz edenlerin kapalı yani dış ortamla direkt teması olmayan, kendi havalandırmasına sahip AVM'ler olduğunun altını çizen Kargı, şunları söylüyor: “Solunum hastalıklarını iki başlıkta değerlendirebiliriz: Birincisi toz, parçacık, karbondioksit ve koku gibi rahatsız edici veya alerjenlerin etkilere bağlı hastalıklar; ikincisi de solunum yolu ile geçen bulaşıcı hastalıklardır. AVM’lerde katlara göre beklenen müşteri sayısı başına düşen hava miktarı, saatlik hava değişim miktarı, kabul edilebilir karbondioksit oranları ve maksimum toz parçacık sayısı belirlenmiştir. Dışarıdan gelen toz, kirli egzoz dumanı gibi ekmen kirlenmiş havanın, içerde dolaşan insanların solumasıyla karbondioksiti artmış havanın ve tekstil ürünlerinin tozları gibi parçacıkların filtre edilerek ortama tekrar verilmesi hem solunum hastalıklarının önlenmesi hem de müşterilerin rahat etmesi açısından önemlidir. Havadaki karbondioksit oranının azalması taze hava hissini sağlamaktadır. Dış ortamda trafiğin veya sanayinin kirliliği varsa havalandırmada filtrelenmiş bir havalandırma sistemi dış ortam havasından daha iyi bir ortam yaratabilir.”

Alışveriş merkezlerinde havalandırma sistemlerinde üreyen mikropların insanlara yayılması ve dışardan gelen enfeksiyonlu hastaların ortama bıraktığı mikrop ve virüslerin başka müşterilere yayılması olmak üzere solunum yoluyla geçen yani havadan bulaşan hastalıklar için iki önemli husus bulunduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ahmet Bülent Kargı, “Birinci duruma en iyi örnek lejyoner hastalığıdır. İlk defa 1976 yılında emekli Amerikan askerlerinin Philadelphia’da bir otelde yaptıkları toplantı sonrası toplu ölümlerle ortaya konulan, oldukça küçük bir mikrobun yol açtığı solunum yolu hastalığıdır. Hastalığın etkeni olan bakteri, su depoları, süs havuzları, klimalarda birikintiler gibi durgun sularda üreyip, suyu aerosol haline getiren cihazlarla insanlara hava yoluyla bulaşmaktadır. Lejyoner hastalığı mikrobunun yerleşmesini önlemek için havalandırma sistemlerinin düzenli olarak bakım yaptırılması ve su birikmeyecek şekilde akışın sağlanması gerekir” diyor.

Doç. Dr. Ahmet Bülent Kargı, kış aylarında alışveriş merkezlerini ziyaret edenlere şu önerilerde bulunuyor:
  • Organ nakli, kemoterapi veya bir ameliyat sonrası gibi enfeksiyonlara yatkın bir durumda olan kişilerin bir süre AVM’lere gitmemesi gerekir.
  • Gribal hastalıkların fazla olduğu dönemlerde asansörler yerine yürüyen merdivenleri tercih etmek önerilir.
  • Açık AVM’ler kışın soğuk, yazın sıcak olsa da doğal hava sirkülasyonu sebebiyle biraz daha avantajlıdır.
  • Ancak standartlara uygun olarak havalandırma ve sistemlerinin temizliğini sağlayan, düzenli bakım yaptıran bir kapalı AVM’den de hem kirli hava hem de bulaşıcı solunum yolu hastalıkları yönünden korkmamıza gerek yoktur.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Ucuz bütçeli kendin yap projesi 1: Mickey Mouse

Merhabalar,

Işıl ışıl bir kendin yap projesiyle karşınızdayım. Mickey mouse sevmeyenimiz yoktur. Evde bulunan aynalı yılbaşı toplarından nasıl Mickey mouse yaptığımı paylaşacağım şimdi.

Gerekli malzemeler :
Aynalı yılbaşı topu
Silikon tabancası
Hepsi bu kadar :D

Malzemeler iki küçük bir büyük top görüldüğü gibi. 

Daha sonra küçük toplardaki asma kısımlarını dikkatlice çıkardım.

Önce bir kulağı daha sonra diğer kulağı yapıştırdım. Sıcak silikon tabancasıyla düşmesin hemen diyede bir süre tuttum. 


Soğuduktan sonra da gördüğünüz gibi dünya şekeri bir aynalı Mickeyim oldu. 
Sizde yaparsanız bana haber edin. 
Sevgiler Analog'tan :D




5 Kasım 2018 Pazartesi

Kış ayı beslenmesi

Kış Aylarında Bağışıklık Sisteminizi Güçlü Tutmak İçin Ne Yediğinize Dikkat Edin

Kış aylarında yağlı ve kalorili besinlerin tüketiminin artması ve fiziksel aktivitenin azalmasıyla birlikte kilomuz artabiliyor, bağışıklık sistemimiz de zayıflıyor. Bu sorunların üstesinden gelmenin yolunun beslenmeden geçtiğini söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Diyetisyen Nursena Kaya, “Dengeli beslenin. Haftada en az iki gün kuru baklagiller, günde en az iki su bardağı yoğurt, kefir gibi probiyotik besinler tüketin. Günde en az beş porsiyon meyve ve sebze yiyin” diyor.

Kış aylarında soğuk ve yağışlı havalar nedeniyle fiziksel aktivitemiz azalır, buna bağlı olarak da daha az enerji harcarız. Beslenme düzenimizde ise biraz daha ağır, yağlı ve kalorili besinleri daha fazla tüketmeye, daha az sıvı almaya başlarız. Bu durum genellikle yaz diyetlerinde verilen kiloların geri alınmasına neden olabilir. Kış aylarında vücudun termogenez yani ısı üretimi için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğunu hatırlatanDoktorTakvimi.com uzmanlarından Diyetisyen Nursena Akkaya, bu durumun yeme isteğinin, karbonhidrat ve yağ tüketiminin artmasına neden olduğunu söylüyor. Akkaya, bu dönemde kilo alımını kontrol altına almak için şunları öneriyor: “Karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketin. Ana ve ara öğünler oluşturularak kan şekerinizin sabit kalmasını sağlayabilir, böylece fazla kalori tüketimini kontrol altına alabilirsiniz. Günde 2-2.5 litre su içmeye özen gösterin, su içmek için susamayı beklemeyin. Sindirim sorunları yaşamamak için lif tüketimini artırın, günde en az beş porsiyon sebze ve meyve yiyin. Beslenme düzeninizde haftada en az iki gün kuru baklagillere yer verin. Et, tavuk ve balığı mümkün olduğunca öğlen yemeklerinde tüketmeye özen gösterin ve bu besinlerin yanında hazımsızlığı önlemek için çorba tercih edin. Tahıl ve kepek içeriği yoğun ekmekler, günde en az iki su bardağı yoğurt, kefir gibi probiyotik besinler tüketin.”

Stres, uykusuzluk, fazla kilo da bağışıklık sistemini zayıflatıyor
Bağışıklık sistemi eğer özen gösterilmezse sadece kış aylarında değil her an zayıflayabileceğini hatırlatan Akkaya, “Kış aylarında bağışıklık sistemimiz soğuk hava, güneş ışığından az faydalanılması nedeniyle zayıflar. Ancak stres, dengesiz beslenme, fazla kilo veya obezite, yorgunluk, alkol, sigara gibi maddelerin kullanılması ve uykusuzluk gibi nedenler de bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için beslenme düzenlenmelidir” diyor. Diyetisyen Nursena Akkaya, beslenmeye ilişkin şunları öneriyor:

Vitamin ve mineral ihtiyacı için sebze ve meyve tüketimini arttırın
A vitamini, bağışıklık sisteminizi güçlendirebilmeniz için ihtiyaç olan başlıca vitaminlerden biridir. A vitamini hayvansal kaynakları süt, yumurta sarısı, tereyağı, karaciğer, peynir; bitkisel kaynakları ise ıspanak, karalahana, brokoli, pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler; havuç, portakal, greyfurt, mandalina, balkabağı gibi turuncu sebzeler, domates ve kırmızı biberdir.

C vitamini alımına özellikle gribal enfeksiyonların görüldüğü kış aylarında dikkat edilmelidir. Güçlü bir anti-bakteriyeldir. Bunun yanı sıra C vitamini tüketmek, hücrelerimizi viral enfeksiyonlardan korumaya destek olan interferon üretimini arttırır. C vitamini kaynakları limon, portakal, mandalina, greyfurt, kivi, çilek, maydanoz, biber, taze kuşburnudur.

E vitamini serbest radikallerin tutulmasına yardımcı olarak kuvvetli bir antioksidan etki gösterir. C vitamini ile etkinliği artar. E vitamini avokado, ceviz, badem, fındık, ay çekirdeği, yer fıstığı, balkabağı, bitkisel yağlarda bulunur.

Probiyotik ve prebiyotik besinlere yer verin
Bağırsaklarımızda 100 trilyon kadar canlı bakteri vardır ve bunların bir kısmı faydalı bir kısmı zararlı bakterilerdir. Faydalı bakterileri sağlıklı bireylerde fazladır ve bağışıklık sistemini güçlendirmek , bazı vitaminlerin sentezini yapmak ( K vitamini , B12 ..) , bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak, ishal ve kabızlığı önlemek gibi birçok görevleri bulunur. Prebiyotik ise sindirilemeyen gıda parçalarıdır ve faydalı bakterilerin kolonda (kalın bağırsak) üretimini sağlar. Probiyotik gıdalar yoğurt, kefir, kambucha, turşu ve sirkedir. Özellikle yoğurt ve kefir prebiyotik ve probiyotik nedeniyle sağlığımız için çok faydalı bir besinlerdir. Bu besinler günde iki su bardağı kadar tüketilmelidir. Prebiyotikler ise pırasa, yer elması, bamya, enginar, hindiba, kuşkonmaz gibi sebzeler; muz, elma gibi meyveler; yulaf, kara buğday, arpa gibi tam tahıllar ve kuru baklagillerde bulunur.

Haftada en az iki gün balık tüketin
Bütün hücrelerin zarlarında mevcut olan omega-3 dolayısıyla bağışıklık sistemi dahil tüm sistemlerin gelişmesi için önemlidir. Omega-3 yağ asitleri (EPA %DHA) derin ve ve soğuk sularda yaşayan balıklarda fazlaca bulunur. Özellikle somon, uskumru ve ton balığı, ringa, uskumru omega-3’ten zengin balık çeşitleridir. Diğer omega-3 içeren besinler keten tohumu, yumurta sarısı, ceviz, badem, fındıktır. Bu tür besinleri tüketemeyen ya da beslenme sorunu yaşayanların mutlaka bir uzmana danışarak destek alması gerekir.

D vitamini seviyenizi kontrol ettirin
Vücudun kemik gelişimi ve kemik yoğunluğu, kalsiyum emilimi, bağışıklık sistemi gibi önemli ihtiyaçları için gereksinim duyduğu D vitamini en çok güneş ışığından alınır. Yazın D vitamini yeterince depolanamadıysa kış aylarında bunun eksikliği görülür. Bu nedenle düzenli olarak kanda D vitamini seviyesine baktırmak ve eksiklik durumunda destek almak çok önemlidir. Ayrıca beslenmemizde somon, yumurta sarısı, sardalye, süt ve süt ürünlerine yer vermeli, sonbahar ve kış aylarında fırsat buldukça güneşlenmeli ve güneşlenme süresini uzun tutulmalıdır.


4 Kasım 2018 Pazar

Argon in Cappadocia

argos in Cappadocia’da Bir Kış Masalı


Kapadokya’nın büyülü coğrafyasıyla bütünleşen ve “içinden köy geçen otel” olarak tanımlanan argos in Cappadocia’da bir kış masalı yaşamaya ne dersiniz?

argos in Cappadocia, doğanın yazıp çizdiği ve insanlığa bahşettiği büyülü bir masal ülkesini andıran Kapadokya’da bir rüyaya uyanmak isteyenlere ev sahipliği yapıyor.

Kış tatilinin büyülü adresi argos in Cappadocia, dünyanın en ilginç ve en güzel doğal güzelliklerine sahip Kapadokya’nın en yüksek yerleşimlerinden biri olan Uçhisar’da, Güvercinlik Vadisi ve Erciyes Dağı’na bakan manzarasıyla karlar altındaki Kapadokya’yı gözler önüne seriyor.
Kışın keyfini ve romantizmini Kapadokya’nın büyülü atmosferinde yaşarken, karda doğa yürüyüşlerine çıkabilir, şömineli odanızda günün yorgunluğunu üzerinizden atabilir, Seki Lounge’da otelin üzümlerinden yapılmış ödüllü şarapların tadına bakabilirsiniz. Otelin bahçesinde yetiştirilen ürünlerin en taze haliyle ve profesyonel aşçıların modern yorumuyla hazırladığı yöresel lezzetleri öğle ve akşam yemeklerinde Seki Restaurant’ta tadabilirsiniz.

Doğal mağara süitleri ve özel teraslı taş konaklarıyla misafirlerine birbirinden farklı 51 oda ile konaklama alternatifini sunan argos in Cappadocia, kış mevsiminin ve yağan karın tadını çıkartmak isteyen misafirlerinin ilk tercihleri şömineli ve havuzlu süitlerden yana oluyor.
Anadolu’nun çok yönlü manzarasında eski bir manastıra ait antik kalıntılar, mağaralar ve yeraltı tünellerinden oluşan 2000 yıllık tarihi bir ağdan doğarak yörenin mirasını yansıtan argos in Cappadocia’da hayat bulan Kapadokya’nın gerçek ruhunu yaşayın…