Baya oldu yazmayalı... Önce hevesim kırıldı dedim yazmayacağım. Dediler yaz okuyan olmasa da yaz bende dinledim. Kpss de geçtiğine göre yazayım bari...
Mayıs ayında eşim abisigil ve arkadaşlarıyla bir Nemrut , Urfa turu yapalım dedik. Eşim daha önce gitmişti ben ilk defa gittim. Çok beğendiğim ve hiç beğenmediğim yanlarıyla Nemrut ve Şanlıurfa gezilerimi yazacağım.
İlk olarak Nemrutla başlayacağım. Çıktık Malatyadan yola kıvrıla kıvrıla döne döne yollarda uzunca bi yolculuk yaptık. Eğer doğayı seviyorsanız hiç sıkılmazsınız zira ben eriyen kar sularının oluşturduğu küçük akarsuları gördükçe inanılır gibi değil daha doğrusu ben öyle tahmin etmezdim malatyayı yemyeşil yolları gördükçe çok mutlu oldum. uzunca dönüşler sonunda Adıyamana vardık. Biz merkezde kalmadık malatya tarafında Güneş pansiyon diye küçük tadilat aşamasında bir pansiyonda kaldık. Odalarda sadece yatak banyo ve tuvalet vardı. Daha tam sezonu açmamışlardı. Belki şimdi daha da düzelmiş olabilir. Beklentin düşük olursa hiç sıkıntı çekmiyorsun. Pansiyonun altından bir su geçiyor ki gürül gürül tam karlar eriyip suya karıştığı zamandı.
Böyle gürül gürül suyun etrafında çay keyfi gibisi yoktu. Yalnız akşam yemeği gene bir nebze idare etsede kahvaltı çok vasattı. Neyse pansiyona yerleşip kırk kat kıyafetlerimizi giydikten sonra gün batımını izlemek için tepeye çıkmak için yola koyulduk. Yol belli bir yere kadar güzeldi fakat daha sonra daracık yol bi tarafın uçurum , erimiş karla karışmış çamur bu kadar eziyetin sonu iyi olsa diyor insan . Yine küçük araçlar çıkabiliyor tepeye servisler yolda kalmış ve insanlar onca yolu yürüyerek çıkmış. Keza Ardahan tarafından gelen insanlar daha kolay ulaşım sağlamış.
Mevsim bahar ama zirve kar ve buz. çıkmak için baya enerji harcadık. Ama sonuç muhteşem 2000 küsür yıllık bir tarih . İşte karşında NEMRUT.
Tanrıların dağı NEMRUT
NEMRUT DAĞI yüzyıllar önce iki dünyanın; doğuyla batının buluştuğu bir yerdi. Bir dinin doğuşuna, zorlu savaşlara, büyük sevinç ve hüzünlere tanıklık eden heybetli bir dağ.
I. Antiochos Kommagene'nin en önemli kralıydı. Onu bu kadar önemli yapan şey, büyük hedefleriydi. Küçük bir krallıktan beklenemeyecek kadar büyük hedefler; Antiochos yeni bir din kurmayı planlamıştı. Amacı Batılıların, yani Yunanlıların dini ile Doğulu Perslerin dinini birleştirmekti. Böylece bir dünya dini yaratacak, Nemrut Dağı'nı onun merkezi yapacak ve bu dinin buradan tüm dünyaya yayılmasını sağlayacaktı. Kendisi de bu sayede tüm dünyaya hükmedecekti. Ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Antiochos bu hayaline ulaşmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Kendisini Tanrı ilan etti. Nemrut Dağı'nın 2.150 metre yükseklikteki zirvesinde yapımına başladığı görkemli kutsal alan ve mezar anıtı ne yazık ki ölümünden önce bitirilemedi. Oğlu Kral I. Antiochos da devam etmedi çalışmalara, mezar anıtı yarım kaldı. Kutsal alanın doğu ve batı yamaçlarında teraslar üzerinde yaptırdığı heykeller ise Nemrut'un sert hava koşullarıyla boğuşarak yüzyıllarca ayakta kalmayı başardı.Antiochos bu kutsal alanı teraslar halinde tasarlamıştı. Kutsal kabul edilen teraslarda yer alan heykellerin sırası aynıydı. Bu tanrılardan her biri hem Doğu hem Batı tanrılarını temsil ediyor ve bu nedenle iki ayrı isimle anılıyorlardı. Yüzleri doğuya ve batıya çevrili Pers ve Yunan tanrıları Kral Antiochos'un bu iki kültürü birleştirme amacını da simgeliyordu.
Antiochos yaptırdığı heykellerin arka yüzüne 200 satırdan oluşan vasiyetini yazdırdı. Yazıtta kendinden sonra gelecek kralları tapınağı güzelleştirmeleri için görevlendiriyor, ibadet için gelenleri övdüğü gibi, kötü niyetle gelenlere beddua ediyordu. Antiochos, kutsal alanı ziyarete gelenlerin en iyi şekilde ağırlanmasını istedi ve bu amaçla rahipleri en iyi şaraplarını sunmalarını emretti. Hatta törenlerin çok renkli geçmesi için müzisyenleri bile görevlendirdi. Ama Antiochos'un bütün bu titizliğine rağmen vasiyette yazılanlar yerine getirilmedi.
Yazı http://www.atlasmobidik.com/arkeoloji/00268/ sitesinden alıntıdır. Fotoğraflar bize ait.
Mayıs ayı olmasına rağmen tepede baya kar vardı. E bide rüzgar eğer bu aylarda gitmeyi düşünüyorsanız mutlaka kalın şeyler alın yanınıza. Kar ayakkabınızıda giyin muhakkak.
Lütfen eserlere de saygılı davranalım.
Gün batımı da gün doğumu da orda ayrı bir güzellik. Hani şu 30 yaşına gelmeden yapılacaklar falan var ya işte biri de budur. ayrıca acayip güzel silüet fotoğrafları çalışılabilir. Son olarak gün doğumundan bir kaç kare daha bırakıyorum aşağıya :D
Sevgiler Analog'dan....

